Please follow and like us:
0

Sen hiç ben oldun mu sevgili?

Ya da biz olabildik mi hiç?

Biz sevgili olabildik mi?

Ya da neydik biz?

Hep böyle olur değil mi sevgiler aşklar. Önce her şey çok güzel başlar, ardından kavga gürültü ve kıyamet kopar. Tanımak için can attığın, gününü, ânını harcadığını gün gelir unutmak için çabalarsın. Ne acıdır..

Bir zamanlar gözlerinin içine baktığında gördüğün “sen”i görmek ister, göremezsin. Hep aynı soruları sorarsın. Bir zamanlar senin olan ellerin, şimdi ellerin’dir. Yatmadan önce kokusunu duyarsın. Bir zamanlar kokusuyla uyuduğun, yastığına parfümünü sıkıp, elbiselerinle avunduğun geceleri hatırlar, her yastığa baş koyduğunda burnunun direğinin sızlamasına neden olursun. Çalan her bir hüzünlü şarkı daha bir anlamlı gelmeye başlar. Sanki tüm şarkılar sizi anlatıyormuşcasına, her bir sözünden bir pay çıkarır, bir olaya bağlarsın. Ne kötü..

Hiçbir şarkıyı içten dinleyemez, onun yaşadığı şehri sevmene rağmen artık nefret etmeye başlarsın -ya da çabalarsın- Durup durup karşına çıkar o’na dair hatıralar. Kafanda bitmek bilmeyen çengelli sorular. Bilmem kaç bilinmeyenli denklemleri bile çözmek daha kolay gelir bunun yanında.

“Şimdi ne yapıyor?  Acaba sevmiyor mu artık gerçekten? Peki niye bu zamana kadar bu kadar çok şey yaşadık? Hepsi bir hiç uğruna mıydı? Hani çabalayacaktık herşeye/herkese rağmen? Hani geleceğe dair umutlarımız vardı?  Aynı evin anahtarını taşıyacaktık oysa n’oldu? Neden bu kadar değişti birden? Başkasını mı sevmeye başladı? Sabah yine kahvaltısını yapmadan mı çıktı? Gece geç saatlerde uyanıp duruyor, üstünü açık tutmasa bari? Arkadaşlarıyla mı geziyor ki? Şimdi o başkasını mı öpecek? Bir başkası mı onu sevecek?….”

Tüm soruların içinde debelenir, balçığa bulanırsın adeta. Kafanı kemirdikçe kemirir. Eline telefonu alırsın, eski yazışmalarınızı okursun. Silmeye kıyamadığın fotoğraflara bakar gözlerin tam dolmuşken kapatırsın. Onu takip edersin her yerde. Her telefonun çalışında sanki ondan bir mesaj gelmiş, o aramış hissiyle heyecana kapılırsın. Ama o değildir hiçbir zaman..

“Biz”ken dün, bugün “sizli bizli” olursun adeta. Kalbinin ucu yanar yanar tutuşur. Adının geçtiği yerde kalbinin atışı değişir. Damalarındaki kana hükmedemez, hücrelerine söz geçiremez olursun. İstemsiz şekilde heycanlanır, elin ayağın dolaşır, dilin damağın kurur adeta..

Sonra yele kapılırsın. Sevgi denizinde yüzerken, umut çamuruna batarsın. Artık olamayacağını bile bile, son kozunu oynayıp, can havliyle son dalı tutmaya çalışırsın. Ama hep kayar elin.. Ve her defasında daha da derine batarsın.. Kurtaranın olmaz..

Artık sözler yetmez olur derdini anlatmaya. Kimsenin de anlayacak dermanı kalmamıştır zaten. İpler kopmuş, koptuğu yerden bağlanmıştır ve canı en çok o düğümler acıtır. Bir kere yırtıldı mı kağıt, eskisi gibi durmaz bir arada. Hep çizilir üzeri, hep kesilir uçları, yırtılır..

İstenmediği sürece durduramaz kimse zirveden düşen çığı. Önüne set kursan da yıkar geçer. Engel olamazsın gidecek olana. Kafaya koydu mu gider. Gitmek kolaydır, zor olan kalmaktır. Mesele hep zor olanı başarmaktır, zor olana katlanmaktır. Ama kimse zora gelemez. Kimse birbirine sonsuza kadar katlan(a)maz(mış)..

Aşkta, sevgide kazanan olmaz. Her iki tarafta kaybeder. Verdiği emeği kaybeder, zamanı kaybeder, değeri kaybeder, duygularını, umutlarını, heycanını kaybeder. İlk aşkı olmak mesele değil, “son” kalabilmektir zor olan. Bunu başaranlardır mutluluğa doğru yol alan..

İnsanoğluyuz biz, kadir kıymet bilmeyiz. Her şeyi bir çırpıda siler atarız.

Tek bir şey hariç

“Hatıralar”..

Onları hiç kimse atamaz, satamaz, unutamaz. Unuttum diyen yalan söyler!

Ve her ilişki acı sonla biter. Bir zamanlar “canım” dediğinle canından uzak olursun. Biz’den uzaklaşır, siz olursun.

Biz’siz’lik denilen şey de budur..

Her iki tarafın yok oluşu..

Please follow and like us:
0