Önce şu haberi paylaşayım da ardından ben geçeyim yorumuma:
Milli Eğitim Bakanlığı’nın 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinin öğrencilerin katılımıyla yapılan stadyum ayağına getirilen sınırlamanın ardından, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile 30 Ağustos Zafer Bayramı resmi törenlerinin kutlamalarına da yeni düzenle yapılması gündeme geldi.
Cumhuriyet’in haberine göre Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği başkanlığında yapılan çalışmada Başbakanlık, Dışişleri Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı temsilcilerinin katılımıyla ulusal ve resmi bayramların kutlama ritüelleri ele alındı. Çalışma kapsamında 1981 yılında kabul edilen Ulusal Bayramlar ve Genel Tatiller Hakkında Yasaya dayanılarak çıkarılan yönetmelik ve yönergelerde yapılması planlanan değişiklikler değerlendiriliyor. Çalışma kapsamında ulusal bayramlarda yapılacak resmi programlara halkın katılımını arttırmak amacıyla devlet protokollerinin ikinci plana alınması amaçlanıyor.
Çalışmada, 30 yıl önce benimsenen yasada yer alan kutlama ritüellerinin artık geçerliliğini yitirdiği, halkın ulusal bayramlarına katılımını sağlamayamadığı gerekçesiyle törenlerin resmi devlet protokolleriyle yapılan törenler olmaktan çıkarılması amaçlanıyor.
Edinilen bilgiye göre ulusal bayramlarda yapılan resmi geçit törenlerine ilişkin programa da bazı sınırlamalar getirilmesi tartışılıyor. Buna göre askeri ve Emniyet birimlerinin oluşturduğu güvenlik güçleri, çeşitli kamu kurum ve kuruluşları ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen resmi geçit tören programlarının da yalnızca Ankara’da düzenlenmesi değerlendiriliyor.
Önce Van Depremi bahane edilerek başlanıldı bu işe. Yas var ken bayram(!) mı kutlanırmış dediler ve tüm protokoller iptal edili. Sonra 19 Mayıs gündeme geldi ve Ankara dışındaki illerde kutlanmayacak denildi. Sıra da da 23 Nisan ve 30 Ağustos var!
Açık ve net soruyorum ‘Ne tarafınıza batıyor bu bayramlar, bu kutlamalar!‘
İlköğretim çağım, 23 Nisan’a hazırlanmakla geçti. Sıcağın altında, dersten sonra, dersten önce, hafta sonları hafta içleri farketmeksizin folklör çalışmakla geçti. Ardından Lise hayatında da bu işi Allah’tan 1 kereliğine yaptık ama bildiğiniz amele yanığı oluyorsunuz. Öğrencilerin çoğu da istemsiz katılıyor sırf dersten kaytarmak için. Biz de geçtik kısacası o yoldan!
Evet, anlamsızdı, gereksizdi. Ama hangisiydi peki? O stadyumda protokollerin anlamsızca oturduğu, tüm öğrencilerin folklörlerini izlediği, kendilerinin her sene aynı metinleri okuduğu o zamanlar anlamsızdı işte. Öğrenciler için, sıcağın altında sıralarının gelmesini beklemeleri, ya da yağmurda özenle hazırlandıkları üstlerinin çamur içinde kalmaları gereksizdi işte.
Ama o günlerin ANLAMI, hiçbir zaman gereksiz olmadı, olamazdı da!
Biz her ne kadar alışılmış bir şekilde, selamlaya selamlaya geçsek de o protokolü, hep içimizde bambaşka duygularla kaplı geçiyorduk. Ne kadar anlamsız gibi görünse de, o ritme kaptırdığımızda tüylerimiz diken diken oluyordu.
Sizin bu bayramı kaldırmanız gerekmiyor, sizin bu kutlama diyerek farklı algıladığınız düzeni ‘DEĞİŞTİRMENİZ‘ gerekiyor!
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı diyoruz. Hangi çocuğun istediği şekilde geçiyor, hangi çocuğun istediği biçimde kutlanıyor, sorarım size? Okul öncesi çocukları ellerinde pon ponlarla, hadi Aytuğ, hadi Ceyda diyerekten zorla karşınızda oynatılmasını izlemek mi hoşunuza gidiyor sizin!
Gerekli bir iki prosedür belirlenir, kalanı ilköğretim çağındaki tüm çocuklar nasıl istiyorsa öyle kutlanır bu kadar basit olay. Onlara verilmiş bu bayram, bırakın istedikleri gibi kutlasınlar. Elbette bu da bilinçli bir şekilde olacak. O günün ‘gerçek’ anlamı elbette anlatılsın körpe beyinlere ama, bırakın kafa dağıtsın o küçük çocuklar da! Senede bir kere hatırladığınız o küçükleri, 1 günlük koltuklarınıza oturtuyorsunuz, o da sırf gösteriş amaçlı! Başka hiçbir şey değil! O çocuklara da sadece ‘şeker bekleyen’ olarak görüyorsunuz, yıkıyorsunzu da beyinleri , yıkıyorsunuz.1. sınıftan itibaren dayıyorsunuz sayfalar dolusu kitapları, oku babam oku, oku babam oku!
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı diyoruz. Hangi gencin bayramı bu? Hayatını sınavlarla doldurduğunuz, en verimli çağlarını küçük kutucukları doldurarak kazanacaklarını vaâd ettiğiniz o beyinlerin bayramı mı olacak o gün? Hadi oldu diyelim.. Peki hangi birisine sordunuz ‘Nasıl kutlayalım gençler? Nasıl yapalım, neler yapalım bu bayram?’ diyerek. Siz büyükler okullara yazı gönderdiniz, bilmem kaç yıldır başlayıp süre gelen bu geleneği öyle devam ettirdiniz. Biz Atatürk’ü folklörle mi anıyoruz yoksa gözünüze güzel görünsün diye bir kaldırılıp bir indirilen o renkli fon kartonlarla mı? Sırf siz istiyorsunuz diye yapıyor o gençler bunun farkında mısınız peki! Kaç gencin fikrini aldınız bu konuda? Gençbeyinler diyorsunuz, ‘gençler bizim geleceğimizdir‘ diyorsunuz ama yeri geldiğinde tınlamıyorsunuz bile! Kalkın birazcık koltuklarınızdan, çıkarın başınızı pencrenin dışarısına ve sorun ‘Bir gencin sorunu nedir, neye ihtiyacı vardır, ne eksiği vardır?’ Siz onu dahi bilmiyorsunuz! Eğer bu gün Gençlerin Günü ise bırakın gençler kutlasın diledikleri gibi! Bırakın onlar dile getirsin istediklerini!
Sizin çok eksiğiniz var, çoo..k. Siz bunları iptal edersiniz ama dökülecek olanlar yine dökülür sokaklara. (Bknz: 29 Ekim 2011 Günü) En azından kimsenin önüne çıkıp da şiir okumak zorunda hissetmedi kendini. Ya da kimse folklör oynamak, ponpon sallamak zorunda hissetmedi kendini. O bizim Cumhuriyet’imizdir dediler, döküldüler sokaklara!
Amaç farklı, amaç aynı!
Siz bir yerlerde, bir şekilde engellersiniz. Ama nereye kadar? Bu şekilde ‘Bayramları kaldırıyoruz‘ diyerek siz kaldırırsanız, insanların içindeki ruhları zedeler, geçmişlerine ve geleceklerine zarar verecek davranışlarda bulunursanız eğer, herkesin aynı oranda canı yanar!
Amacınız bu kutlamaları sudan sebepler göstererek kaldırmak olmamalı! Çünkü bu bayramlar ‘her ne olursa olsun‘ milli duyguların bütünleştiği, herkesin TEK YÜREK olduğu anlardır!
Siz sadece o gençlerin anlamsız bir şekilde sizleri selamlamalarını, çarpık bacaklarla gösteri yapmalarını kaldırn yeter.
Gerisini onlar hallederler.



Ali… Bu yazının altına imzamı atıyorum dostum.
Amaç belli
Hepsi boşa caba olmayacak şeyler bunlar.
Yazdığım doğru çıkıyor sanırım boşa cıkıyor, karar verilmedi halen.
Yazının tam bir yerinde yine aynı şeyden bahseden bir blogger daha mı derken devamında öyle olmadığını gördüm. Bazen önyargılarım çok fazla önde gidiyor. Susmaya devam ettikçe ne olacak bakalım.
hocam 19 mayısta tam iki ay öğrenciler okuldan uzaklaştırılıyor. Bi düşünün siz lisedeyken 19 mayısa katıldınız mı o sıkıntıyı yaşadınız mı inanın o kadar çok da kolay değil.
Katılıyorum çeken bilir ama yine de iptal olmamalıydı.
haklısınız. işin bu yanıda var.
Hiç kimse şikayetçi değilken böyle bir yasa getirilmesi çok saçma.
Umarım düşündüğüm şey olmaz.Kimsenin bayramlardan bir şikayeti yokken talat’ın dediği gibi nereden çıktı bu ?
herkezin görüşü farklı tabi.. ama bence alınan kararlar doğru.. kutlamalar için 2 ay gibi süre zarfı öğrenciler derslerinden geri kalabiliyor. Bu bir bahane değil tabiki.. azimli bir öğrenci 5 ayda okuldan uzak kalsa geri toparlayabilir. ancak bu herkez için geçerli değildir ? noldu neden zayıf var ? yaa kutlama vardı gibi sebepler ortaya çıkabilir..
Bayramlar ulusal varlıklarımızdır..
hocam bu durumdan öğrenciler şikayetçiydi bence kimse sesini çıkaramıyordu o ayrı mesele
Bizim için anlamlı olan bir günün yasaklanması ne acı bir şey.
Cumhuriyet gazetesi de yangına körükle gidiyor bence. bu konuda taraf olmak istemiyorum. sadece büyük bir kutuplaşma olacak gibi ve bizler için hiç iyi olmayacak.
Bu ülke ne zorluklarla kurtarıldı Benim bayramımı kimse kaldıramaz Ben kutlarım bayramımı kimsede karışamaz.