Please follow and like us:
0

Az ve Öz

Öyle dolu dolu yazı/lar yazasım var ki anlatamam. Verseler elime bir klavye bilgisayar yaz deseler deliler gibi yazacak şeyim var. Soyundan sopuna, milattan öncesinden başlayıp sonrasına kadar öyle dolu şeyler. Bitmeyen tükenmeyen kinler nefretlikler (o derece!). Ama gel gelelim hiç biri yok şu an. Yok dediğim o kadar yazıyı yazacak ne bir bilgisayarım ne de vaktim var.

Buralara gelmeden önceki düşüncelerimle buraya geldikten sonraki düşüncelerim arasındaki fark dağların denize paralelliği kadar sonsuz bir uçurumda. İnsanların farklı yüzlerini gördükçe daha da soğuyorum şu hayattan. Bu kadar da olmaz dediğin bir çok şey olduğunu görüyorsun ve (zorunlu, mecburi) susmak zorunda kalıyorsun. Ya da bir şekilde susturuluyorsun. İçinde fırtınalar koparken yapılan haksızlıklar, adaletsizlikler karşısında sen parçalanıyorsun. Kimseye yaranamıyorsun. Sussan olmuyor konuşsan olmuyor. İki arada bir derede denizde çırpınıp boğuluyorsun sadece.

Adam yerine koymayacağın insanlarla uğraşıyorsun mesela. “.mna koim senin Allah’ından bul piç!” diye haykırsan da eyvallah diyerek yüzü bile kızarmayan yine sırnaşık şekilde gülüp geçenleri gördükçe türünden tiksiniyorsun adeta. En çok da böyle tiplerle aynı havayı solumak koyuyor insana.

Eyvallahım yok ama kimseye. Kendi halimdeyim. Çekildim kabuğuma yaşıyorum öylece. Sadece gün sayıyorum “bunların hepsi geçecek bitecek rahat etcem” diye.. Yine öyle diyorum yine çekiliyorum kendi köşeme. Gülüşümden ödün veriyorum saklıyorum herkesten. Hak edenlere göstereceğim bundan sonra.

Az ve öz.

Ötesine berisine yok!


Please follow and like us:
0