Please follow and like us:
3

Pek fazla günlük tutar gibi buralara yazmayı sevmiyorum ama arada sırada yazmak iyi gelir sanırım.

Dün Edirne’nin güzel mekânlarından biri olan Meriç Nehri kıyısındaki üniversitenin sosyal tesislerine gittim. Malum haftasonu (pazar)dı ve bir de deli gibi güneş, mükemmel bir hava olunca haliyle çoluğu çocuğu, yaşlısı genci atmışlar kendilerini dışarılara. Caddeler kıpır kıpır, herkes yürüyor sokaklarda. En tuhafı da aslında herkesin bir sarmaş dolaş halde olması. Bakıyorum bacağım kadar çocuklar, liseli ergenler, yolun yarısını aşmış 35’lik abiler ablalar.. Herkes el ele, göz göze, diz dize. Başını ne tarafa çevirirsen çevir, hep birilerine çarpıyor tek bedende. Bu kadar mı ortalığa düştü acaba her şey, bilemedim.

Neyse diyerek salına salına giderken, köprüden geçip son düzlüğe girerken bir çift daha gördüm. Liseli. Baksanız 15-16 yaşlarında bir şeyler. Karşıdan el ele geliyorlar. Tam yanımdan geçerken -ki bu yaklaşık 2 saniye sürmemiştir- hem kız, hem de erkek 2 defa birbirine Aşkım dedi.

Dişi: Ya aşkım ya oraya gitmeyelim, noluuğğrr.

Erkek: Aşkım nolacak beaa..

Kilit kelime aşkım‘dı aslında benim için. Hani yılışık olmalarını geçtim ya da o kadar samimiyetsiz bir şekilde birbirlerine ettikleri hitapları geçtim de o kelime nedense dokundu. İçimden bir an ‘Aşkım mı?‘ dedim. Sanki hiç duymamışım gibi. Hayatım boyunca hiç öyle bir kelimeye denk gelmemişim gibi. Sonra sesli düşündüm istemeden ‘Ne kadar uzun zaman olmuş bunu söyleyip, duymayalı‘..

O an yolun kalan kısmında bunu düşündüm bir süre. Ufak bir zamanda yolculuk yapıp, gözümün önünden film şeridi gibi geçer oldu her şey. Evet gerçekten uzun zaman olmuştu. En son o kelimeyi kullandığımın üstünden ciddi anlamda seneler geçmişti. Ve aynı şekilde duymayalı. Denk mi gelmedi? Olmadı mı? Olamadı mı? Bilemedim onu. Kim bilir belki de artık aşk‘a inancımı kaybettiğimdendir bu durum. Çünkü -bence- aşk dediğin şey, güvenden geçer. Güven olmadı mı, aşk olmaz. O yüzden aşk‘a inancımdan çok, güven duygumu kaybettiğimden dolayıdır. Belki de tonlarca ağırlıktaki taşların altında kalmıştır tüm duygularım, ezilip yok olmuştur. Kim bilir..

Etrafta kime sorsan, kim görse, kim duysa, tanımayan da tanıyan da ‘Senin vardır bir tane sevgilin lan, yeme bizi‘ demelerine ve benim inatla ‘Yav yok diyorum niye anlamıyonuz siz?‘ dememe rağmen niyeyse inandıramıyorum kimseyi. Çok garip di mi? Çünkü herkes inanmak istediğine inanıyor.. Haliyle bu durum da yoruyor insanı. E madem öyle ben niye daha fazla üsteleyim ki diyerek isteyen istediğine inanır o zaman diyorum. Öyle değil mi?

Ama ben ‘yok‘(um) diyorum.

Fazla dağıtmaya gerek yok muhabbeti, öyle işte. İçimde kalacağına, dışarıda kalsın, aklımda yer edeceğine burada yer etsin dedim.

Ettim gitti.

Please follow and like us:
3