Please follow and like us:
3

Ne kadar berbat bir duygudur bu güven!

Bir insanın güvenini kazanman, ayları yılları alırken, onu saniyeler içerisinde kaybetmek ne kadar da kötü bir şeydir di mi? Yediğiniz içtiğiniz bir olan, her yere beraber gittiğiniz, her an yanıbaşınızda olan o insanların günü geldiğinde sizin karşınızda olması ne kadar acı verici.

Hayatınızdaki insan/lara öyle inanır, öyle güvenirsiniz ki, tüm sırlarınızı dökersiniz, sanki hiç gitmeyecek terketmeyecekmiş gibi sizi delicesine seversiniz. O kadar yürekten bağlanırsınız ki, olayların nasıl geliştiğini dahi takip edemezsiniz. O artık sizin bir parçanızdır, ta ki kumdan kale misali kurulan güven abidesi yıkılana kadar.

Evet çok ince bir çizgidir o güven noktası. Köprünün üzerinden sizi sallandıran, hayatınızın pamuk ipine bağlı olduğu noktadır orası. Gelmek bilmez, gitti mi bir daha da sittin sene gelmez. En acı tecrübedir hayatta. En acı kayıptır. Bir kere gömdünüz mü toprağa onu, filizlenmez bir daha.

Peki nereye saklamalıyız bu duyguyu? Kimin kucağına bırakmalıyız? Kiminle birlikte paylaşmalıyız? Her gelen gidecekse eğer nasıl içimize taş misali oturan duygularımızı dökmeliyiz dışarıya?

Bilmiyoruz di mi? Hiçbir fikrimiz yok.

Ama düşünün bir saniyeliğine. Biri var mesela yanıbaşınızda: Sizin tüm sırlarınızı bilen, dostum, arkadaşım, sırdaşım, sevgilim, hayatımın anlamı, aşkım dediğiniz bir kişi düşünün. Önce inanırsınız ona sonra, güvenirsiniz di mi? Ardından da dökersiniz heybenizdeki varınızı yoğunuzu. Yemeye çabaladığınız koskoca simitin bir yarısını ona bırakırsınız. Paylaşırsınız, ortak edersiniz kendinize. Amacınız ne karşıdakine fazla simit yedirip kusturmak, ne de kendi simitinizden çok fazla vermektir. Sadece paylaşmaktır amaç, o kadar.

Düşünün işte. Sizin o simitinizi paylaştığınız, o simitle birlikte içindeki tüm kırgınlıkları, mutlulukları paylaştığınız, sizin her yönünüzü bilen tek kişi de yanıbaşınızdan giderse, -üstelik de tam sizin en zayıf noktanız vurarak- o zaman ne yapacaksınız peki? Düşmanın yapabileceğinden çok daha büyük hasar verir size. Sizin en zayıf halkanızın farkındadır çünkü ve o yüzden vuracağı hançerin yerini çok iyi bilir -ki bu darbenin açtığı o yaranın kapanması da çok çok daha zordur, bilesiniz-.

Ve nedense her darbe yediğimizde de aynı cümleleri savururuz ‘Bir daha kimseye güvenmeyeceğim!‘ diyerek. Ama inatla, bile bile, yine gider güveniriz birilerine ve yine tarihin tekerrür etmesine neden oluruz. Yine darbe yeriz, yine yıkılırız. Çünkü hayatımız boyunca mutlaka birisine veya birilerine inanmak, güvenmek zorundayız. Yanıbaşımızda en azından bir canlı bulunmasını isteriz. Derdimize ortak olacak bir şey. O yüzden her daim arar gözlerimiz birilerini.

Dedik ya, çok ince bir çizgidir. Noktayla başlar, bir doğru misâli devam eder yoluna. Aman ha dikkat edin, şarampole yuvarlanmasın. Bir kazaya kurban gitti mi, kısmî felce uğrar güven. O yüzden dikkatli gidin o yolda.

Güven kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım!

Please follow and like us:
3