Please follow and like us:
0

8 Kasım gecesi komaya girdi. 9 Kasimda da aynı durum sürdü. Yabancı ülkelerden gelen doktorlar da Türk meslektasları gibi O’ndan ümitlerini kestiler. 10 Kasim sabahı “Saat Kaç ?” diye sordu. Bu Atatürk’ün son sözleri oldu. Saat dokuzu bes geçiyordu. Atatürk ölmüş, onunla birlikte tarihin en büyük askeri, devlet adamı, devrimcisi göçüp gitmişti. Atatürk’ün ölüm haberi tüm yurtta ve dünyada büyük bir acı yarattı. Bayraklar yariya indi. Yurtta yas ilan edildi.

İşte öyle geçti 10 Kasım günü. Sene 1938.. Şimdi 2010.. Uzuuuun yılar bırakmışız geride. Gözlerimiz nemli her yıl Anıtkabirde..

Onun sayesinde yaşıyoruz şu topraklarda, “Geldikleri gibi giderler” sözüyle, “Ya istiklâl, ya ölüm!” çağrışlarıyla alındı bu topraklar..

Kimse çekinmedi bedenini siper etmekten.. Çanakkale geçilmez dendi, geçilemedi,geçmelerine izin verilmedi..

O ileriyi gördü, “cumhuriyet” dedi..  O susmadı, “Ne mutlu Türk’üm diyene” dedi.. Kendini övmek yerine, “millet”ini övdü.

Şimdi gözlerimiz uzaklarda, buğulu bakıyor bir kez daha.. “Ataammmm!” diye bağrışları duyuyoruz.. Ama o geri gelmiyor..

Onun naciz vücudu belki toprak oldu ama kurduğu Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır. Kalmak zorunda!..

İşte yine o anlardan bir an ve yine saat 9:05 geliyor..

Sen yoksun Atam, seni özlüyor bu vatan!..

Ne olursa olsun, seninledir,senle kalacaktır bu vatan!..

Ruhun şâd olsun..

Sen aslında hiçbir yere gitmedin, sen hep bizim,

Please follow and like us:
0