Please follow and like us:
0

Geçen sene yine bu zamanlardı. Oturmuş kendime ait iki üç satır karalamıştım. Geçmişimi, bugünümü anlatan bir yazı. Kaybolmadı ama o yazı hala burada bak!.

Sadece biraz yıllandı, çok daha gerilere düştü o kadar.

Ama onun üzerinden tam tamına 365 gün 6 saat geçti. Az mı sence? Bence hiç değil! Daha dün yazmış gibiyim o satırları nasıl geçti o kadar zaman. Daha dün dilimden dökülmüş gibi her biri.

Çok çabuk geçiyor be vesselam, çok çabuk zaman. Ben yaşımı saymayı 18’den sonra bıraktım. Neden bilmiyorum, sorsalar sanki yine ‘19 falan‘ diyecek gibi oluyorum. Sonra hemen direk kıvırıp ‘89’luyum işte‘ diyip iki hesap yapmak için zaman kazanıyorum.

Kaç oldum sahi? 23 mü bitti, 24’ten gün mü aldım şimdi? Yolun %42’si bitti mi yani?Ah bu matematiğin karekökü kurusun!

Çok fazla ömür biçmedim zaten kendi içimde de, olanlar da böyle bitip gidiyor işte.

Artık sayamaz oldum akrebin taradığı vakti, durduramaz oldum takvimden düşen yaprakları. 8396 Gün olmuş ben şu dünyaya geleli daha mı sayayım?

Bundan sonra ne kadar ömrümüz kalır bilinmez ama, bir çoğunu tükettiğimiz gözler önünde.

Neleri tüketmedim ki, üniversitem bile bitti işte. Her şeyin sonu olduğu gibi, onun da sonu geldi.

Çok fazla süslemiyorum bu yazıyı, her şey bariz, açık ve net ortada. Bu yazıyı yazdığım an saat 23:46′ yı gösteriyor. Burnumu çekip duruyorum. Güneş çarptı herhalde, hasta mı olmuşum ne? Gözlerim de sulanıyor. (Yanlış anlama he, yaşlandığımdan falan değil harbici hastalıktan yani)

Bir de 5 yılımı tükettiğim o güzelim şehir Edirne’mdeki küçük malikanemdeyim işte. Son demlerimi yaşıyorum bu evde. Oturmuşum terasta gökyüzü beni izliyor. Oysa ne çok anım var şu dört köşeli yerimde. Ne çok hatırası saklı her bir zerresinde. Ayrılmak nasıl da koyuyor bir bilsen…

Çok fazla melankoliğe bağladım ben iyice. Neyse bu yazı doğum günü, yeni yaş, yaşlanma faslının yazısı. Daha fazla bir şey katmıyorum. İşte doğmuşum, yaşıyorum, yaşlanıyorum. 1 gün öncesinde aklına bile düşmemediğim insanlar şimdi ileti yağmuruna tutacaktır eminim. Feysbuk da olmasa hatırlayanımız olmaz ya neyse.

Sitemkârlı, isyankârlı, depresifli, içli, dışlı, karmakarışık, saçmasapan bir yazı oldu bu da. Hastalığıma verdim ben, sen de öyle yapıver.

Öyle işte..

İyi ki doğmuşmuyum bilmiyorum ama, doğmuşum işte.

Bir yaş daha yaşlanmışım.

İyi madem ne diyelim.

Güle güle eskim, hoşgeldin yenim.

Umarım ‘sen‘ bari uğurlu gelirsin de azıcık rast gider işlerim.

Please follow and like us:
0